17 Mart 2018 Cumartesi
Son bilindik son
Hayat bazen tatlıdır
ama her zaman değil. Yaşamdan bıktığımız anlar da olur ...
Zevk aldığımız da… Ama
aslında hayat yalan diyenlerde var tabii ya da hayat bir sahne ...
Biz de oyuncularız
diyenlerde... Bazen düşünüyorum da yaşam gailesinin içinde yok olup gidiyoruz.
Kaçımız yaşamak
istediğimiz hayatı yaşıyoruz. İçimizde kalanlar neler.
Yapmak isteyip de
yapamadıklarımız ne kadar çok...
Nelerden vazgeçtik
mesela sırf eşimiz istedi diye...
İstediğimiz işte mi
çalışıyoruz gerçekten...
Tatmin ediyor mu
işimiz bizi yoksa para kazanmamız gerektiği için mi sevmediğimiz işlerde
çalışıyoruz dışarıdaki milyonlarca işsiz insanı düşünüp bir işimiz var diye
şükrederek...
Polyannacılık mı
oynuyoruz çoğu zaman farkında olmadan.
Ya öğrenciler...
Okuldan kursa koşturup duruyorlar ...
Gençliklerini doyasıya
yaşayabiliyorlar mı...
Niye bu koşuşturmaca
... İyi bir gelecek için değil mi...
Ama kaçı istediği
üniversitede okuyabilecek...
Kaçı istediği mesleği
seçecek...
Kaçı açıkta kalacak...
Hayata nasıl atılacak
o gepegenç çocuklar...İnsan ömrü 20 yaşlara kadar okumakla geçiyor neredeyse.
Sonra askerlik ve iyi
bir iş...Bunlar artıların tabii hayatta...
Eğer tamamsa
evlilik...
Helal süt emmiş bir
kız ya da bir erkek...
Kız tarafı ve erkek
tarafının anlaşabilmesini ummak.
Kazasız belasız
evlenebilmek ...
Ve sürdürebilmek
evliliği her şeye rağmen.
Her şeye rağmen
diyorum çünkü bizim toplumumuzda maalesef iki kişiyi kendi hallerine bırakmıyor
ebeveynler…
Aslında onların
istedikleri çocuklarının mutlulukları ama nedense her işe burunlarını sokup
çocuklarını mutsuz etmek için her şeyi yapıyorlar…
Evlenirsin hani çocuk
derler...
Bir çocuğun varsa
ikincisi ne zaman diye sorarlar...
Hani zorunlusun ya
başkalarını mutlu etmeye...
Başkaları için ne
kadar çok yaşarız aslında..
Ve el alem ne diyecek
diye davranışlarımıza, giydiklerimize bile dikkat etmez miyiz.
Dediklerine uymaya
çalışmaz mıyız etrafımızdakilerin sanki kuralmışçasına...Kimse üzülsün
istemeyiz de hep üzülen biz olmaz mıyız…
Neyse bunlar da
geçer...
Zaman akar su gibi.
Durdurmak istediğin anlarda zamanı gücün yetmez ki …
Birkaç güzel an
hatıralarında yerini almıştır bile çoktan. Yaşanan gün mazi olur ya o yüzden
söylüyorum…
Kreşti , ananeydi,
babaanneydi, hastaydı, okula gidecekti derken…
Çocuğun büyümüştür
biraz...
Bir oh çekersin...Yaş
yolun yarısı olmuş...
İşte o zaman durup
düşünürsün, hayattan ne istemiştim, ne verdi bana diye...
Ömür dediğin ne ki, yolun
yarısına ulaştın bile, nefes alamadan belki kan ter içinde, yoruldun üstüne
üstlük...
Neler gördün neler
geçirdin, kimleri tanıdın, kimler girdi hayatına, kaçı iz bıraktı sen de.
Neleri sıkıştırdın
yaşamına, aşkı tattın mı mesela, kalp
kırıklıkların oldu mu senin de, gönlünce
yaşayabildin mi dolu dolu…
Her şeye boş
verebildin mi, çok mu üzüldün yoksa hayatın dikenli yollarında.
Dikenler kanattı mı
senin de dizlerini, ya silen oldu mu
kanayan dizlerini, senin üzdüklerin
kimlerdi.
Güldün
kimi zaman, ağladığın da oldu inkar etme.
Kendin
için ne yaptın, ne yapamadın. İnsan ömrünün ortalama 65 yaş olduğunu düşünürsek;
Emekli
olduktan sonra bize kalan zaman, Hep emekliliğe atmaz mıyız isteklerimizi, emekli
olunca gitmez miyiz seyahatlere, günler yapmaz mıyız, eşimizle keyifli sabah
kahvaltılarının hayallerini kurmaz mıyız.
Ama
sağlık sorunları başlayacak belki de yaş ilerleyince. Yani hep böyle oluyor da
onun için...
Sonra
bir gün dönüp geriye baktığımızda nelerin eksik kaldığını...Bunca yılın göz
açıp kapayıncaya kadar nasıl geçtiğini...Fark etmeyecek
miyiz...Çocukluğumuz...Gençliğimiz... Ne çabuk yol aldılar değil mi...Dolu
dizgin… Dört nala…Tozu dumana katarak…Sırtımıza yükledikleri kamburu bırakarak
bize.
Derken…Bir gün vakit
gelecek...Hayatımızın şalteri inecek. Her yer kapkaranlık olacak . Hayat
bitecek…Uyanamayacağız yeni doğan bir güne bir daha…Güneşin doğuşunu
göremeyeceğiz…Oflaya puflaya işe gidemeyeceğiz. Sarılamayacağız çocuklarımıza,
öpemeyeceğiz torunlarımızı.
Göçüp
gideceğiz bu dünyadan… Yapamadıklarımız içimizde kalacak... Kimseler
bilmeyecek... Susmayı seçmiştik ya başkalarını mutlu edebilmek için, hatırlıyor
musunuz… Ya biz mutlu olduk mu bu dünyada...Bunu düşünen olacak mı
arkamızdan…Gözümüz arkamızda kalacak giderken belki de…Daha neler yapacaktık
kim bilir yaşasaydık bu hayat kıskacında.
Düşünün
bir kez… Yanımızda götürebildiklerimiz ne… Koca bir hiç... Yaşadıklarımız
yanımıza kar kalıyor… Ne kadar yaşayabildiysek artık…
Hepsi
bu…Bu kadar…
O gün gelip de
çaldığında kapımızı… Kara toprakla bütünleşeceğiz, sarmaş dolaş uyuyacağız
ebediyette. Birkaç dost yanımızda evlerine gitmek için
sabırsızlanan…Hatırlayacaklar belki hüzünlü çalınan bir şarkıda sizi...
Paylaştığınız bir anı anımsayıp da gözyaşı dökecekler birkaç damla sizin için.
Çocuklarınız bir Fatiha okuyacak ruhunuza, gelirse akıllarına.
Unutacaklar bir
gün...Hiç yaşamamışsın gibi.
Bu dünyadan
geçmemişsin gibi...
Soruyorum şimdi
size...Hayat boş değil mi aslında..
Neden bunca
koşuşturmaca...
Hayatın hoşluğuna
kapılıp da yaşıyoruz işte..
Son, bilindik son.
Herkes için
aynı...
Hurmayı yedikten sonra
Hurmayı yedikten sonra çekirdeğini çöpe
atarız. Oysa ki, çekirdeğinde de meyvesinde olduğu kadar sağlık faydası var.
Hurma çekirdeğinin,
böbrek ve karaciğerin toksinlerden korunmasından, DNA hasarını önlemeye, hatta
saçların beyazlamasını durdurmaya kadar pek çok yararı mevcut. Hurma
çekirdeğini, öğüterek toz haline getirip tüketebilirsiniz.
1.
DNA hasarını önleme
Bir araştırmaya göre, hurma çekirdeklerinin, karaciğer hasarına ve oksidatif DNA hasarına karşı savunma sağladığı görüldü. Hurmanın sağlık faydaları nelerdir?
Bir araştırmaya göre, hurma çekirdeklerinin, karaciğer hasarına ve oksidatif DNA hasarına karşı savunma sağladığı görüldü. Hurmanın sağlık faydaları nelerdir?
2.
Diyabette etkili
Hurma çekirdekleri, kan şekeri ile ilgili sorunları, diyabeti ve ilgili komplikasyonlarını tedavi etmede etkilidir. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, çekirdekler, karaciğer ve böbrekte erken diyabetik komplikasyonlara karşı potansiyel koruyucu etkiler gösterdi.
Hurma çekirdekleri, kan şekeri ile ilgili sorunları, diyabeti ve ilgili komplikasyonlarını tedavi etmede etkilidir. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, çekirdekler, karaciğer ve böbrekte erken diyabetik komplikasyonlara karşı potansiyel koruyucu etkiler gösterdi.
3.
Enfeksiyona karşı korur
Hurma çekirdekleri, çeşitli patojenik virüslere karşı antiviral ajanlar olarak görev yapar. Birçok viral enfeksiyon tipinin tedavisinde ve önlenmesinde faydalı olabilir. Her gün 3 hurma yemek size ne sağlar?
Hurma çekirdekleri, çeşitli patojenik virüslere karşı antiviral ajanlar olarak görev yapar. Birçok viral enfeksiyon tipinin tedavisinde ve önlenmesinde faydalı olabilir. Her gün 3 hurma yemek size ne sağlar?
4.
Böbrek ve karaciğer hasarını önler
Hurma çekirdekleri, karaciğer ve böbrekleri hastalıklardan korumaya yardımcı olur. Yapılan bir çalışma, hurma çekirdeği ekstraktının böbrek ve karaciğer toksinlerine karşı koruma sağladığını ortaya koydu.
Hurma çekirdekleri, karaciğer ve böbrekleri hastalıklardan korumaya yardımcı olur. Yapılan bir çalışma, hurma çekirdeği ekstraktının böbrek ve karaciğer toksinlerine karşı koruma sağladığını ortaya koydu.
5.
Antioksidan zengini
Hurma çekirdekleri, antioksidan bakımından zengindir, antioksidanlar da hastalıklara neden olan serbest radikalleri temizleme yeteneklerine sahiptir. Vücudun oksidatif stres hasarına karşı korunmasına yardımcı olur. Hurmadan şeker nasıl yapılır?
Hurma çekirdekleri, antioksidan bakımından zengindir, antioksidanlar da hastalıklara neden olan serbest radikalleri temizleme yeteneklerine sahiptir. Vücudun oksidatif stres hasarına karşı korunmasına yardımcı olur. Hurmadan şeker nasıl yapılır?
Hurma
çekirdeği yağının sağlık faydaları
1. Cilt
Hurma çekirdeği yağı uygulanan ciltte UV-B ışınlarına maruz kalma nedeniyle hasara karşı koruyucu etkileri onayladı. Benzer şekilde hurma çekirdeği yağı, içerdiği antioksidan sayesinde cildi onarabilir bulundu.
1. Cilt
Hurma çekirdeği yağı uygulanan ciltte UV-B ışınlarına maruz kalma nedeniyle hasara karşı koruyucu etkileri onayladı. Benzer şekilde hurma çekirdeği yağı, içerdiği antioksidan sayesinde cildi onarabilir bulundu.
2.
Sağlıklı saç derisi
Sağlıklı saçların gelişmesi için ideal ortam gereklidir. Hurma çekirdeği yağı, yüksek miktarda omega-6 yağ asitleri içerir. Bu yağlar, saç derisine besin sağlayan çoklu doymamış yağlardır. Ayrıca, kepek gibi sorunları ortadan kaldırarak saç büyümesi için en uygun ortamı yaratmaya yardımcı olur. Sertleşen hurmayı yumuşatıp lezzetlendirmenin yöntemi
Sağlıklı saçların gelişmesi için ideal ortam gereklidir. Hurma çekirdeği yağı, yüksek miktarda omega-6 yağ asitleri içerir. Bu yağlar, saç derisine besin sağlayan çoklu doymamış yağlardır. Ayrıca, kepek gibi sorunları ortadan kaldırarak saç büyümesi için en uygun ortamı yaratmaya yardımcı olur. Sertleşen hurmayı yumuşatıp lezzetlendirmenin yöntemi
3.
Saçları güçlendirir
İncelmiş saçlar yaşlanmanın normal bir parçasıdır. Saç dökülmesi birçok faktörden kaynaklanır. Fakat temel fikir şu: Hücrelerimiz yeterli enerjiyi üretemediğinde, tüm organlarımız – saç follikülleri dahil – yaşlanmaya başlayacak. Sonuç olarak saç büyümesi yavaşlar ve dökülme başlar. Bu olduğunda, kötüleşmesini önlemek için B2 vitamini ve amino asitlere ihtiyacınız olacaktır.
İncelmiş saçlar yaşlanmanın normal bir parçasıdır. Saç dökülmesi birçok faktörden kaynaklanır. Fakat temel fikir şu: Hücrelerimiz yeterli enerjiyi üretemediğinde, tüm organlarımız – saç follikülleri dahil – yaşlanmaya başlayacak. Sonuç olarak saç büyümesi yavaşlar ve dökülme başlar. Bu olduğunda, kötüleşmesini önlemek için B2 vitamini ve amino asitlere ihtiyacınız olacaktır.
Hurma çekirdeği yağında, saç dökülmesini etkili bir şekilde
engelleyebilen yüksek amino asit ve B2 vitamini içeriği vardır. Saçlarınızı
nasıl güçlendirebilirsiniz?
4.
Saçları nemlendirir
Hurma çekirdeği yağı, kepek ve kafa derisi sivilcelerinin önlenmesinin yanı sıra, nemlendirme faydaları için yaygın olarak kullanılmaktadır. Yağda bulunan Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri, su kaybını kontrol etmeye yardımcı olur, böylece saçın nemi bozulmadan saklanır. Kuru, kırılgan saçları canlandırmak için, hurma çekirdeği yağıyla hazırlanmış saç bakım ürünlerini kullanabilirsiniz.
Hurma çekirdeği yağı, kepek ve kafa derisi sivilcelerinin önlenmesinin yanı sıra, nemlendirme faydaları için yaygın olarak kullanılmaktadır. Yağda bulunan Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri, su kaybını kontrol etmeye yardımcı olur, böylece saçın nemi bozulmadan saklanır. Kuru, kırılgan saçları canlandırmak için, hurma çekirdeği yağıyla hazırlanmış saç bakım ürünlerini kullanabilirsiniz.
6.
Saçların beyazlamasını yavaşlatır
Hurma çekirdeği yağında, pigment kaybına karşı koruma sağlayan minareller yüksektir. Bunlardan ikisi pigment üretimini teşvik eden bakır ve pantotenik asittir (vitamin B5). Saç rengi, melanin miktarına göre belirlenir. Yaşlandıkça vücudumuz daha az melanin üretir ve saçlarımız griye döner. Hurma çekirdeği yağı ile, saçın yeterli miktarda melanin üretmesini teşvik edebiliriz. Beyaz saçlardan ceviz kabuğu ile kurtulun
Hurma çekirdeği yağında, pigment kaybına karşı koruma sağlayan minareller yüksektir. Bunlardan ikisi pigment üretimini teşvik eden bakır ve pantotenik asittir (vitamin B5). Saç rengi, melanin miktarına göre belirlenir. Yaşlandıkça vücudumuz daha az melanin üretir ve saçlarımız griye döner. Hurma çekirdeği yağı ile, saçın yeterli miktarda melanin üretmesini teşvik edebiliriz. Beyaz saçlardan ceviz kabuğu ile kurtulun
Evde
hurma çekirdeği tozu nasıl yapılır?
Tohumlukları yıkayıp, tam güneş almayan bir yerde kurutun. Nerede yaşadığınıza bağlı olarak kuruması 3 gün kadar sürebilir. Tamamen kuruttuktan sonra, hiçbir katkı maddesi eklemeden kahverengiye dönene kadar kavurun ve kahve makinesinde öğütün.
Hurma
çekirdeği tozu nasıl kullanılır?Tohumlukları yıkayıp, tam güneş almayan bir yerde kurutun. Nerede yaşadığınıza bağlı olarak kuruması 3 gün kadar sürebilir. Tamamen kuruttuktan sonra, hiçbir katkı maddesi eklemeden kahverengiye dönene kadar kavurun ve kahve makinesinde öğütün.
– Kahve için bir katkı maddesi olarak hurma çekirdeği tozu kullanır. Sadece kahvenizi çok az ekleyebileceğiniz gibi, Türk kahvesi gibi de pişirebilirsiniz. Kahve yağı nasıl çıkarılır?
– Smoothies veya meyve suları içine hurma çekirdeği tozunu ekleyebilirsiniz.
– Kurabiyelere hurma çekirdeği tozu koyabilirsiniz.
– Salatalara ekleyebilirsiniz
Üç Önemli Ekonomi Sorusu
Üç Önemli Ekonomi Sorusu
Soru 1: Merkez Bankası’nın Döviz Rezervleri Nasıl Arttı?
Türkiye, yılda yaklaşık 33,3 milyar Dolar
cari açık verdiği halde Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri nasıl oluyor
da 84,1 milyar Dolar düzeyinde bulunuyor? Önce bir tablo yapalım (kaynak: TCMB,
Ödemeler Dengesi istatistikleri ve Hazine Müsteşarlığı dış borç
istatistikleri.)
Gösterge
|
2002
|
2017
|
Fark
|
TCMB Brüt Döviz
Rezervi
|
26,8
|
84,1
|
57,3
|
2002 - 17 Toplamı
|
2002 - 17 Ortalama
|
||
Cari Açık
|
548,9
|
33,3
|
|
2002
|
2017
|
Fark
|
|
Türkiye Toplam Brüt
Dış Borç Stoku
|
129,6
|
438,0
|
308,4
|
Tabloya göre Merkez Bankası 2002 sonunda
26,8 milyar Dolar olan brüt döviz rezervlerini bu 16 yıllık sürede 57,3 milyar
Dolar artırarak 2017 sonunda 84,1 milyar Dolara çıkarmış. 2002 – 2017
arasındaki bu 16 yıllık dönemde Türkiye, toplam olarak 548,9 milyar Dolar ya da
yıllık ortalama 33,3 milyar Dolar cari açık verdiği halde nasıl olmuş da döviz
rezervlerini artırmış? Sorunun yanıtı tablonun en alt satırında yatıyor.
Türkiye, 2002 yılında 129,6 milyar Dolar olan toplam brüt dış borç stokunu
308,4 milyar Dolar artışla 2017’de 438 milyar Dolara çıkarmış.
Özetle söylemek gerekirse Merkez Bankası
döviz rezervleri arttı diye övünürken bunun el parası olduğunu unutmamak
gerekir.
Soru 2: Türkiye 2003’den 2017’ye Yüzde 5,8 Ortalama Büyüme Hızını Nasıl
Yakaladı?
Türkiye’nin 2003 – 2017 arasındaki
ortalama büyüme oranı yüzde 5,8 olarak bulunuyor. Türkiye’nin potansiyel
büyümesi yüzde 5 olarak hesaplanıyor. Bu durumda 2003 – 2017 arasında Türkiye,
potansiyel büyümesinin üzerinde büyümüş görünüyor. Aşağıdaki tablo bu büyümeye
yardım eden bazı göstergeleri sergiliyor (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi
istatistikleri ve Hazine Müsteşarlığı dış borç istatistikleri, TÜİK, GSYH
verileri.)
Çeşitli Göstergeler
|
2003 - 2017
|
Büyüme (%)
|
5,8
|
Cari Açık Toplamı (Milyar USD)
|
548,9
|
Dış Finansman Toplamı
(Milyar USD)
|
600,4
|
Sıcak
Para Olarak Gelen (Milyar USD)
|
385,4
|
Dış
Borç Stoku Artışı (Milyar USD)
|
308,4
|
Özelleştirme Gelirleri
(Milyar USD)
|
60,2
|
Tabloya göre Türkiye bu dönemde yüzde
5,8’lik büyüme ortalamasını yakalarken toplamda 549 milyar Dolar cari açık
verilmiş, buna karşılık 600 milyar Dolarlık dış finansman sağlanmış ve bu
tutarın 385 milyar Doları sıcak para olarak girmiş. Bu sıcak paranın 308 milyar
Doları da dış borç stoklarında artış yaratmış. Yine aynı dönemde bu büyümeyi
destekleyen 60 milyar Dolarlık özeleştirme geliri elde edilmiş.
Özetle söylemek gerekirse Türkiye bu
dönemde potansiyel büyümenin üzerinde bir büyüme ortalaması sağlamak için; cari
açığın artmasına aldırış etmemiş, bu açığı finanse etmek için yüksek miktarda
dış borç almış ve kamu kesimine ait olan üretim birimlerinin önemli bölümünü de
satmış. Yani el parasıyla ve evdeki gümüşleri satarak büyümüş.
Soru 3: Enflasyonda Hedefler Niçin Tutturulamadı?
Enflasyonda uzun süredir açıklanan hedef
hep yüzde 5. Buna karşılık gerçekleşen enflasyon oranları hep bu oranın
üzerinde çıkıyor. Acaba hedefler niçin tutturulamıyor? Bu sorunun üç farklı
yanıtı olabilir: (1) Hedef gerçekçi olmayabilir. (2) Uygulanan para politikası
bu hedefi tutturmaya uygun olmayabilir. (3) Maliye politikası bu hedefe yönelen
para politikasına köstek oluyor olabilir.
(1) Hedef gerçekçi olmayabilir. Yani
Türkiye ekonomisi hiçbir zaman yüzde 5 oranında bir enflasyon oranını
yakalamaya uygun bir ekonomi olmayabilir. Türkiye’nin enflasyon ortalamalarına
bakalım.
Yıllar
|
Ortalama TÜFE
|
Ortalama ÜFE
|
1983 - 2017
|
40,6
|
38,8
|
2000 - 2017
|
15,3
|
15,7
|
2003 - 2017
|
9,2
|
8,3
|
Tabloya bakacak olursak Türkiye’nin 1983
yılından bu yana hiç yüzde 5’lik bir enflasyon ortalamasını hiçbir zaman
tutturamadığını görebiliriz. O halde yüzde 5 gibi bir hedef belirlemenin
gerçekçi olmadığını söylememiz oldukça gerçekçi bir yaklaşım olur.
(2) Uygulanan para politikası bu hedefi
tutturmaya uygun olmayabilir. Para politikasının en etkin aracı Merkez
Bankası’nın bankaları fonlamakta uyguladığı faiz oranı. Türkiye’de enflasyonun
nedeni bir yandan talep, bir yandan da kur artışı kaynaklı maliyet artışı ve
her ikisini de önlemenin yolu faizi yüksek tutmaktan geçiyor. Talebi denetlemek
için insanları tüketimden tasarrufa döndürmek gerekiyor. Onun da yolu yüksek
reel faiz vermek. Kur artışını frenlemenin yolu da yüksek faizden geçiyor.
Merkez Bankası’nın, bankaları fonlamakta kullandığı çeşitli faizlerin ağırlıklı
ortalamasını aldığımızda aşağıdaki tablo ortaya çıkıyor.
Yıllar
|
Enflasyon Hedefi (%)
|
TCMB Ortalama Faizi (%)
|
Enflasyon (%)
|
Sapma (%)
|
2011
|
5,0
|
6,34
|
10,5
|
110,0
|
2012
|
5,0
|
7,55
|
6,2
|
24,0
|
2013
|
5,0
|
5,82
|
7,4
|
48,0
|
2014
|
5,0
|
8,95
|
8,2
|
64,0
|
2015
|
5,0
|
8,42
|
8,81
|
76,2
|
2016
|
5,0
|
8,37
|
8,53
|
70,6
|
2017
|
5,0
|
11,5
|
11,92
|
138,4
|
Merkez Bankası, bu faiz oranlarını
uygulamış ama enflasyonu hedefe yaklaştırmayı başaramamış. Demek ki Merkez
Bankası’nın uyguladığı faiz oranı enflasyonda belirlenen hedefi tutturmaya
uygun değil. Zaten bankaların mevduata verdiği faizin yüzde 14 olduğuna bakınca
Merkez Bankası’nın faizinin düşük olduğu da anlaşılıyor. Buradan iki farklı
sonuç çıkıyor karşımıza: (a) Hedef doğruysa Merkez Bankası yanlış faiz oranı
belirliyor. (2) Merkez Bankası hedefi kendisi seçmiyor ve/veya faiz oranını
bağımsız olarak belirleyemiyor.
(3) Maliye politikası bu hedefe yönelen
para politikasına köstek oluyor olabilir. 2017 yılında Türkiye, düşen büyüme
oranını yeniden yükseltebilmek için ekonomiyi canlandırmaya girişti. Bu amaçla
kredi garanti fonu, vergi indirimleri, sosyal güvenlik prim ödemeleri
ertelemesi, istihdama parasal teşvik gibi yöntemlerle genişletici maliye
politikası uygulamasına geçti. Bu politika, talebi kısarak enflasyonu düşürmeyi
hedeflemesi gereken para politikasıyla çelişen bir uygulama oldu. Ne var ki
2017 yılına gelinceye kadar uygulanan maliye politikası sıkı maliye
politikasıydı. Dolayısıyla maliye politikasının gevşetilmesi para politikasının
başarısızlığının bahanesi olamaz. Buna karşılık 2017’de enflasyonun
yükselmesinin nedeni bu iki politika arasındaki koordinasyonsuzluk olabilir.
Özetle söylemek gerekirse açıklanmış bir
hedef varsa o hedefe uygun politikalar uygulanmalıdır. Aksi takdirde hedefi
tutturamamanın bedeli not düşüşü olabilir.
Mahfi Eğilmez-Kendime Yazılar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


